Bir Darb-ı Mesel ve Düşündürdükleri
Allah azze ve celle Kur-an'ı Kerim'inde insanlara türlü misaller ( darb-ı mesel) verip onları düşünmeye sevk eder. Sayıları kırkın üzerinde olan bu darb-ı meseller, Müslümanın düşünce ve idrak mekanizmasını harekete geçirir. Her okuyuşta yeni bir pencere açılır okuyucuya. Tecrübesi, yaşı, bilgi ve deneyimi hatta imtihanları arttıkça anlayışı daha da keskinleşir.

Ramazan ayını tüm güzellik ve bereketi ile geride bıraktık. Bir ay  boyunca, yaşam kitabımız, yol göstericimiz kalbimizin baharı KUR’ANIMIZ ile hem hal olduk. Bu yakın ilişkiyi on bir ay boyunca da sürdürme azim ve gayretindeyiz biiznillah.
Allah azze ve celle Kur-an'ı Kerim'inde insanlara türlü misaller ( darb-ı mesel) verip onları düşünmeye sevk eder. Sayıları kırkın üzerinde olan bu darb-ı meseller,  Müslümanın düşünce ve idrak mekanizmasını harekete geçirir. Her okuyuşta yeni bir pencere açılır okuyucuya. Tecrübesi, yaşı, bilgi ve deneyimi hatta imtihanları arttıkça anlayışı daha da keskinleşir.
Ankebut 43: ‘’ BİZ BU MİSALLERİ İNSANLARA ANLATIYORUZ ;  AMA ONLARI İLİM SAHİPLERİNDEN BAŞKASI DÜŞÜNÜP ANLAMAZ.’’
Selef alimlerinden bazıları kuran da ki darb-ı mesellerden birini okuyup ne anlatmak istediğini hakkıyla kavrayamadıklarında ağlar; eyvah! Demek ki ben ilim sahibi kimselerden değilmişim diye üzülürlermiş. Bu yazıda sizinle İbrahim suresi 24,25. Ayetlerde yer alan , çok etkileyici bir misali inceleyeceğiz. Bakalım Rabbimiz akıl sahibi olanlara nasıl bir öğüt vermiş?
İbrahim suresi 24 – 25:  Allah’ın nasıl bir misal getirdiğini görmedin mi? Güzel sözü ( kelime-i tayyibe) kökü sabit, dalları gökte olan güzel bir ağaca benzetti. O ağaç, rabbinin izniyle her zaman meyvesini verir. Öğüt alsınlar diye Allah insanlara böyle misaller getirmektedir.
Yazımız bir tefsir yazısı değil lakin; bu ayetle ilgili birkaç tefsir bilgisini aktarmak istiyorum ki mana daha iyi pekişebilsin.
Ayetteki kelime-i tayyibe, LA İLAHE İLLALLAH sözüdür. Yani Allah azze ve celle imanlı bir kalbin temel şartı olan tevhid-i ağaç ile örneklendirmiştir.  Bu kelimenin güzel oluşu, dünyanın çirkinlikleri içinde kurtuluş kelimesi olmasındandır. 
Güzel bir kelimedir; bunu söyleyen kişinin ismi dünyada güzel, ahirette de yeri güzel olacaktır. İsminin güzel oluşu; NUR SURESİ, 26: ‘’ güzel ve temiz hanımlar, güzel ve temiz erkekler içindir.’’ Ahiretteki  yeri; TEVBE, 72: ‘’ Adn cennetlerinde güzel meskenler vadetmiştir.’’
Güzel bir kelimedir; Allah onu kabul eder. FATIR, 10: ‘’ O na ancak güzel sözler yükselir.’’
Yine peygamber efendimizden (sav) gelen bir rivayette bu ağacın hurma ağacı olduğu söylenmiştir. Darb-ı mesellerde kullanılan benzetmeler rastgele seçilmez. Hepsi hikmet ile seçilmiştir. Neden hurma ağacı? 
Hurma ağacı her ülkede yetişmez. Tevhid kelimesi de böyledir. Allah hidayeti dilediğine ve isteyene verir.
Hurma ağacı, ağaç çeşitleri arasında en uzun olanıdır. Tevhid kelimesi de, kelimelerin en yücesidir. Ondan daha büyük ve kıymetli bir kelime yoktur.
Hurma ağacı yılda iki kez meyve verir. İmanın da meyvesi ikidir. Dünya meyvesi; müminin şehadete, velayete, emanete, mükafata kavuşmasıdır.  Diğeri de ahiret meyvesi; ebedi cennet ve daimi nimetlerdir.
Hurma ağacının insana yakın olan alt kısmı dikenlidir. Onun meyvesi ancak ağacın yüksekliğinde oluşur. Din de böyledir. Başı meşakkatli, yükseldikçe ise marifet ve cennet lezzetleri vardır.
Gelelim ayette  darb-ı mesel olan AĞAÇ ile verilmek istenen  mesaja. ( en doğrusunu ALLAH bilmekle beraber;)
Evvela şunun bilincinde olmalıyız ki, bu iman ağacımızdır; yeri de kalbimizdir. Her birimiz kalbinde, fıtraten bu ağacın tohumu atılmış olarak dünyaya geliriz. Bakımını, gıdasını, korumasını güzel yaptığımız sürece Allah'ın ayette övdüğü gibi güzel, bol meyveli bir iman ağacımız olacaktır.
Ağacın ilk özelliğinin heybeti olduğunu fark ediyoruz. Kelime-i tevhid de böyledir. Güzeldir, heybetlidir, görkemlidir. İnsanlar onun sayesinde izzet ve şeref sahibi olurlar.
Ayet; bu güzel ağacın köklerine de değiniyor. Yerde  sabit ve perçinli. Yerden kasıt Sırat-ı Müstakim'dir. Mümin, Kuran ve Sünnet yoluna ne kadar sağlam kök salarsa esen fırtınalardan, etkilenip savrulması o kadar zorlaşır. Esen rüzgar yapraklara,  dallara zarar verse de , kök sağlam ise toparlanması uzun sürmez. Aradan geçen zaman;  ağacın daha çok kök salmasını sağlar. İslam safında geçirilen uzun yıllar;  bıkkınlık, yorgunluk vermiş, sıradanlaşmış, farklı taraflara gözler kayıyor ise bil ki; Sırat-ı Müstakim'e salınan kök sağlam değildir. İman, ilim ile sağlamlaştırılmış kök;  batıl fikirler, süslü modern akımlardan etkilenmeyecektir.
Ayet; ağacın dallarının gökte olduğu söylerken aynı zamanda gövdenin de kuvvetli olduğunu belirtir. Zira gür dallar için sağlam bir gövde gereklidir. Bunun için de mümine; salih amel lazımdır. Eğer mümin; iman ve tevhid kökünü diktikten sonra gövdeyi, Kuran, zikir, ibadet, güzel ahlak, ilim ile sağlamlaştırmazsa en ufak sarsıntıda gövde çatırdayıp yıkılacaktır.
Ağacın dalları, yaprakları ile kökü arasında etkileşim vardır. Eğer dallar ve yapraklar güneş ve oksijenden mahrum bırakılırsa kök zayıflar. Aynı şekilde kök susuz kalırsa dal ve yapraklar kurur. İşte kalpteki tevhid de böyledir. Ameller, kalpten; kalpte azalardan etkilenir. Kalbindeki imanın köklü olmasını arzu eden, azalarının ne işle meşgul olduğuna dikkat etmelidir. Zira; kişinin zahiri( dış görünüş) batınından(iç görünüş), batını da zahirinden etkilenir. Bugün insanların bir kısmının kalbimiz temiz ya! Sözünden beslendiklerine şahit oluyoruz. Kalbi temiz!! Yani iman kökü kuvvetli olanın, dalları ve meyvesi de güzel olur. İmanı olduğunu iddia edip bunu dışa yansıtamayanın ya imanı yoktur ya da çoktan ölmüştür haberi yoktur...
Ağaçlar yeryüzünün akciğerleridir. Tevhid kelimesi de mümin için nefes gibidir. Akciğerler oksijensiz kalınca beyin fonksiyonlarını yerine getiremez. Beyin felci ile bitkisel hayat dönemi başlar. Kalpteki tevhid ağacı solarsa; müminin imanı, beyin fonksiyonları felç olur. Akledemeyen, düşünemeyen, fayda ve zararı ayırt edemeyen bir yaşam başlar. Etrafımıza baktığımızda karşılaştığımız manzaranın izahı bu olsa gerek.
Kalplerimizdeki   tevhid ağaçlarını yoklayalım. Namaz ve dua ile sulayalım. İlim ve güzel ahlak ile kuvvetlendirelim. Tebliğ ile şerefli hale getirelim. Etrafında bidat ve hurafe, ayrık otları ve dikenlerin birikmesine müsaade etmeyelim. İmani solunum sıkıntısına bağlı beyin felcine karşı tedbirli olalım. Unutmayalım! Bol verim ve  lezzetli meyve almak için iyi bir bakım ve  emek gereklidir. 
DÜNYA SIKINTISI; CEHENNEM SIKINTISINDAN DAHA HAFİFTİR…



Henüz Yorum Yapılmamış. İlk Yorumu Yazan Siz Olun!

Yorumunuz başarıyla gönderildi. Editör onayından geçtikten sonra sayfada yayınlanacaktır.
Yorumunuz iletilirken bir hatayla karşılaşıldı. Lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.

Yorum Yazın

E-Mail adresiniz yayınlanmayacaktır. Endişe Etmeyin. (*) koyulan alanlar zounludur.

Diğer Yazılarımız