Üç Aylar Hakkında

Bismillahirrahmanirrahim

Rahman ve Rahîm olan Allah’ın adıyla. Sizleri Selamların en güzeli ile selamlıyorum bu ayki yazımı Allah’ın izniyle gücüm yettiğince kaleme dökmeye çalışacağım. Bu ayki konumuz üç aylar Recep, Şaban ve Ramazan aylarına geleneğimizde “üç aylar” ismi takılmış ve bu isim oldukça yaygınlaşmıştır. Bu aylara ve bu aylar içinde bulunan bazı önemli gün ve gecelere dair hem bazı dinî kitaplarda hem de halk arasında birçok hadis dolaşmaktadır. Bunlardan bazıları sahih, bazıları zayıf ve birçoğu ise uydurmadır. Hurafelerin halk nezdindeki itibarı ve yaygın oluşu göz önünde bulundurulduğunda bu gibi konularda uydurma hadislerin sahihmiş gibi bilindiği görülmektedir. Bu itibarla biz, üç aylar hakkında oldukça yaygın olan; fakat hadis uleması tarafından uydurma olduğu ortaya konulan hadislerden bazılarını sizlere sunmaya çalışalım

1) Bazı gün ve gecelerde kılınması gereken namazlarla ilgili hadisler uydurma
hadislerdendir. Mesela pazar günü/gecesi, pazartesi günü/gecesi ve haftanın diğer gün
ve gecelerinde kılınması gereken (sadece bu günlere mahsus) namazlarla ilgili hadisler
bunlardandır.

2) Recep ayının ilk Cuma gecesi kılınması gerektiği söylenen Regaip namazı ve bu ayın diğer gecelerinde kılınması gerektiği söylenen namazlarla ile ilgili hadisler de uydurulmuştur. Çünkü sünnet (birilerinin demesiyle değil) ancak Peygamberin sözü, fiili ve takriri ile sabit olur.”

Bu tür uydurma hadislerden bazıları şunlardır:

“Recep Allah’ın, Şaban benim, Ramazan ise ümmetimin ayıdır.”

“Recep’in ilk Cuma gecesinden gafil olmayasınız. Zira o gece, meleklerin “Regâip” ismini verdikleri gecedir.”

3) İbn Kayyim’e göre Recep ayında tutulması gerektiği söylenen oruç ve bu ayın bazı
gecelerinde kılınması gerektiği söylenen namazla ilgili bütün hadisler yalandır,
iftiradır.[8]

Bu tür hadislerden bazıları şunlardır:

“Her kim Recep’in ilk gecesi akşamdan sonra yirmi rekât namaz kılarsa o kişi Sırat’ı sorgusuz sualsiz geçer.”

Değerli kardeşlerim, Peygamber Efendimiz kızı Fatıma’ya sakın baban peygamber diye bana güvenme buyurdu. Nasıl oluyor da kızına bu tavsiyede bulunan peygamberimiz, bir gecede 20 rekât namaz kılanın sırattan sorgusuz sualsiz geçeceğini vaat edebilir.

“Her kim Recep ayında bir gün oruç tutar ve dört rekâtlık bir namaz kılarsa ve bu namazın ilk rekâtında yüz defa Ayete’l-Kürsî, ikinci rekâtında yüz defa İhlâs sûresini okursa o kişi cennetteki yerini görmeden ölmez.” “Her kim Recep ayında şu kadar oruç tutarsa ona şu kadar…” diye başlayan hadislerin hepsi yalandır. Burada şunu ifade etmek isterim Peygamber Efendimizin teheccüd namazını kuşluk namazı evvabin namazı perşembe ve cuma günleri tuttuğu oruçlarını bunları bizlere de tavsiye ettiğini sağlam kaynaklardan rivayetle biliyoruz bu yaptığımız ameller de Allahü Teâla bize karşılığını verecektir inşallah, ama bunun karşılığı nasıl olacak bunu biz bilemeyiz. Buradaki sıkıntı belirli gün ve gecelere
ibadetleri tahsis edip karşılığında cennete koyulacak, cennetten bir köşe alacağını, cehennem kapılarının kapanacağını, Sırat’ı sorgusuz sualsiz geçeceği ifadelerinin doğru
olmadığıdır.

“Her kim Recep ayında üç gün oruç tutarsa ona bir aylık oruç (sevabı) yazılır. Her kim Recep ayında yedi gün oruç tutarsa Allah o kişi için cehennemden yedi kapı kapatır. Her
kim Recep ayında sekiz gün oruç tutarsa Allah o kişi için cennetten sekiz kapı açar. Ve her
kim Recep ayının yarısını oruçlu geçirirse Allah onu çok kolay şekilde hesaba çeker.”
“Muhakkak ki Recep ayı, çok büyük bir aydır. Kim o aydan bir günü oruçlu geçirirse ona
bin senelik oruç (sevabı) yazılır.”

Bu hadisin devamı, şöyle geçmektedir:
“… Her kim Recep ayından iki günü oruçlu geçirirse ona iki bin senelik oruç (sevabı) yazılır.
Her kim Recep ayından üç günü oruçlu geçirirse ona üç bin senelik oruç (sevabı) yazılır.
Her kim Recep ayından yedi günü oruçlu geçirirse cehennemin kapıları o kimseye kapatılır.
Her kim Recep ayından sekiz günü oruçlu geçirirse ona cennetin sekiz kapısı açılır, o da
istediği kapısından içeri girer. Her kim Recep ayından on beş günü oruçlu geçirirse onun
seyyiâtı (kötülükleri) hasenâta (iyiliklere) çevrilir. Ve gökten bir ses: 
“(Bugüne kadar
yaptıklarından dolayı) Allah seni bağışladı, artık her şeye yeniden başla!” diye seslenir. Her
kim daha fazlasının yaparsa Allah da ona daha fazlasını verir.”

İbnü’l-Cevzî ve Suyûtî bu hadisin sahih olmadığını söylemiş.
“Kim Recep ayında bir gün oruç tutarsa onun tuttuğu bu oruç, bir aylık oruca denktir.”
“Kim Recep ayından bir geceyi ihya eder ve bir gün oruç tutarsa Allah da ona cennet
meyvelerinden yedirir.”
“Recep ayında çokça istiğfar ediniz. Çünkü o ayda Allah, her saat birilerini cehennemden
azat etmektedir.”
“Recep ayında öyle bir gün ve gece vardır ki o günü oruçlu geçirip o geceyi ihya eden kimse
için yüz sene oruç tutmuş gibi ecir vardır.”
“Ey insanlar! Büyük bir ayın, Allah’ın çok hürmetli ayı Recep’in, gölgeleri üzerinize
düşmüştür. Bu ayda iyilikler katlanır, dualar kabul edilir, sıkıntılar giderilir.”

Peygamberimizin Recep ayı girmeden önce bir cuma günü hutbede söylediği sözlerden ibaret olan bu rivayetin de uydurma ve isnadının meçhul olduğu belirtilmiştir.
“Recep ayının diğer aylara olan üstünlüğü, Kur’an’ın diğer kelamlara olan üstünlüğü
gibidir.”
“Allah Teâlâ, Nuh (as)’a gemi yapması emrini Recep ayında vermiş, onun yanında bulunan
mü’minlere de bu ayda oruç tutmalarını emretmiştir.”
“Recep Allah’ın, Şaban benim, Ramazan ise ümmetimin ayıdır. Her kim inanarak ve
sevabını yalnız Allah’tan bekleyerek Recep ayını oruçlu geçirirse Allah’ın en büyük rızasını
hak etmiş demektir. Allah, onu Firdevs-i Âlâ’ ya yerleştirecektir.
Her kim Recep ayında iki gün oruç tutarsa ona iki kat ecir vardır. Bu katlardan her birinin
ağırlığı, dünyadaki dağlar kadardır.
Her kim Recep ayında üç gün oruç tutarsa Allah onunla cehennem arasına uzunluğu bir
senelik yürüyüş mesafesi kadar olan bir hendek koyar.
… dört gün oruç tutarsa (her türlü) beladan, delilikten, cüzzamdan, alaca hastalığından,
Deccal’ın şerrinden ve kabir azabından kurtulur.

… altı gün oruç tutarsa o kişi, yüzü ayın on dördünden daha parlak bir şekilde kabrinden
kalkar.
… yedi gün oruç tutarsa onun tuttuğu her bir günlük oruca karşılık cehennemin yedi kapısı
birer birer o kişiye kapanır.
… sekiz gün oruç tutarsa onun tuttuğu her bir günlük oruca karşılık Cennetin sekiz kapısı
birer birer o kişiye açılır.
… dokuz gün oruç tutarsa o kişi kabrinden “Lâ ilâhe illallâh” nidaları ile kalkar ve onun
yüzü Cennetten başka bir tarafa çevrilmez.
… on gün oruç tutarsa Allah, Sırat üzerinde her milde onun istirahat edeceği bir yatak var
eder.
… on bir gün oruç tutarsa o kişi yarın kıyamet gününde – kendisi kadar veya daha fazla
oruç tutanlar hariç- kendisinden daha faziletli kimse görmez.
… on iki gün oruç tutarsa Allah ona kıyamet gününde bir tanesi dünyadan ve
içindekilerden daha hayırlı olan iki güzel elbise giydirir.
… on üç gün oruç tutarsa kıyamet gününde insanlar büyük zorluklar içindeyken o kişi için
arşın gölgesinde bir sofra kurulur ve o kişi bundan yer.
… on dört gün oruç tutarsa Allah ona kıyamet gününde hiçbir gözün görmediği, hiçbir
kulağın işitmediği ve hiçbir insanoğlunun tahmin edemediği bir sevap verir.
… on beş gün oruç tutarsa Allah kıyamet günü o kişiyi güvende olan kimselerin duracağı
bir yere sokar.

Verilen bu bilgilerden yola çıkarak Recep ayının sıradan, değersiz bir ay olduğu gibi
yanlış bir anlam çıkarılmamalıdır. Zira bu ay Kur’an’da zikri geçen dört haram aydan bir
tanesidir. Haram aylar; Zilkâde, Zilhicce, Muharrem ve Recep’tir. Bu ayların yılın diğer
aylarına göre bir farkı vardır: Haram aylarda savaş yapmak kesin bir şekilde haram
kılınmış ve büyük suç olarak kabul edilmiştir. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
“Gökleri ve yeri yarattığı gün, Allah’ın Kitabında olan şudur: Allah katında ayların
sayısı on ikidir; bunlardan dördü haram aylardır. İşte doğru hesap budur. Öyleyse
siz bu aylarda kendinizi kötü duruma düşürmeyin. O müşrikler nasıl sizinle
topyekûn savaşıyorlarsa siz de onlarla topyekûn savaşın. Bilin ki Allah
korunanlarla beraberdir.” 
(Tevbe, 9/36)
“Sana haram ayını, o ayda yapılan savaşı soruyorlar. De ki: O vakitte savaş büyük
suçtur. Ama Allah’ın yolundan engellemek, o yola ve Mescid-i Haram’ın
kutsallığına kendini kapamak ve halkını oradan çıkarmak Allah katında daha
büyük suçtur…” 
(Bakara, 2/217)
“Müminler! Allah’a kulluğun simgelerine,haram ayına, hac kurbanına, gerdanlıklı
kurbanlara ve Rablerinin ikramını ve rızasını aramak için Kabe’ye
yönelenlere saygısızlık etmeyin…” 
(Mâide, 5/2)
Bir başka ayette ise Allah Teâlâ, i kendi koyduğu kulluk alametlerine/sembollerine saygı
gösterilmesinin kalplerin takvasına bağlı olduğunu bildirmiştir:
“… Kim Allah’a kulluğun alametlerine saygı gösterirse (bilsin ki) onlara olan saygı
kalplerdeki takvadan gelir.” (Hac, 22/32)
Recep ayının içinde bulunduğu haram ayların da bu sembollerden olduğu, bir önceki
ayette açıklanmıştır. Bu konudaki hadis-i şeriflerden bir tanesi ise şöyledir:

Ebû Bekre radıyallâhu anh, Nebimizden şöyle rivayet etmiştir:
“Zaman, Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı gündeki (ilk) şekline dönmüştür. Sene, on iki
aydır.[28] Bunlardan dördü haram aylardır. Üçü arka arkayadır ki bunlar; Zilkâde,
Zilhicce ve Muharrem’dir. Dördüncüsü de Cemaziyelâhir ile Şaban arasında olan Receb-i
Mudar’dır.”

Zikredilen bu ayet ve hadislerden anlaşıldığına göre, diğer haram aylara olduğu gibi
Recep ayına da hürmet etmek gerekir. Fakat bu hürmet, yukarıda belirtilen uydurma
hadislerde olduğu gibi dinimizin aslında olmayan bir takım ibadetler icat ederek
olmamalıdır. Zira ibadetler ancak ayetlerle ve Resûlullâh’ın tatbikatı ile sabit olur. Recep
ayında oruç tutmayı ve bu aya özel namazlar kılmayı emir ve tavsiye eden hiçbir ayet ve
sahih hadis bulunmamaktadır. Bu ayda edilmesi gerektiği söylenen “Allah’ım! Recep ve
Şaban aylarını bize mübarek kıl ve bizleri Ramazan’a ulaştır”[30] duası da sahih bir
hadise dayanmamaktadır. Zira Yalnız Peygamberimizin her ay tuttuğu ve tutulmasını
tavsiye ettiği Pazartesi ve Perşembe günü oruçları ile eyyâm-ı bîz denilen her ayın 13, 14
ve 15. günleri tutulan oruçlara Recep ayında devam edilebilir. Bunları yukarıdaki
uydurma hadislerle karıştırmamak gerekir. Burada özellikle vurgulanmak istediğimiz
husus, diğer aylarda yapılmayıp da sadece bu aya, Recep ayına, mahsus namaz, oruç gibi
herhangi bir ibadet bulunmadığıdır. Bu hadisler, Müslümanları iyilik yapmaya teşvik için söylenmiş sözlerdir. Normal zamanlarda caminin yolunu bilmeyen nice insan, bu gün ve gecelerde camilere akın etmekte, tövbe istiğfar edip namazlar kılmaktadırlar. Şimdi bu hadislerin mevzu olduğunu söyleyerek bu yaptıklarını da yapmamalarını mı söylüyorsunuz?” Şeklinde bazı düşünceler akla gelebilir. Hiç şüphesiz bir kimsenin Allah’a tövbe edip O’ndan
bağışlanma dilemesi, namaz kılıp oruç tutması kulluğumuzun gereğidir. Küçümsenecek bir şey değildir. Bunun terkini de hiçbir Müslüman temenni edemez. Lakin sadece bu günlerin faziletine güvenip diğer günlerde dini, imanı, salih ameli unutan kişilerin varlığı da inkâr edilemeyecek bir hakikat olarak karşımızda durmaktadır. Bu kişileri böyle yanlış düşüncelere iten sebeplerin başında da maalesef insanları hayra yönlendirme/teşvik etme amacıyla uydurulan bu hadisler gelmektedir.

Diğer yazılarımda da bildirdiğim gibi Allah dinini tamamlamıştır. Onda bir eksik, ne de fazlalık bulamazsınız. Bizler dinimizi kur ‘andan uygulamasını da sünnetten öğreniyoruz. Farz olan ibadetleri yapmayıp kurtuluşu, bütün sevapları belli gün veya geceye bağlamak ne kolay geçici dünya nimetleri için bir sürü zahmet çekiyoruz, yoruluyoruz, fedakârlıklar yapıyoruz, ebedi olan cennet yurduna girmek için ibadetleri bazı gün ve gecelere sıkıştırıyoruz. Bu doğru değil böyle bir din algısını
Rasullullah bize öğretmedi Allah’ın bizden istediği gibi iman ve amel etmek zorundayız.
Allah’ını selamı üzerinize olsun.

Diğer Yazılarımız